SON YAZILAR

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Karekodlu Çek Nedir, Ne Değildir?

Unknown | 08:57 | | | | | | | | | | |
Karekodlu Çek Nedir, Ne Değildir?

Abdulmenaf YAKUT



Kare kodlu çek nedir?


15 Haziran 2015 tarihinde devreye giren kare kodlu çek gibi yeni ve spesifik bir konuyu ele alacağımız bu yazıda, ‘çek’in tanımını yaparak yazıya girecek değiliz. Çekin ne olduğunu, ne işe yaradığını, nerede ve kimler tarafından hangi amaçlarla kullanıldığını bilmeyenlerin bu yazıyı okumayacaklarını düşündüğümüz için saydığımız bütün bu hususları teğet geçerek zaman kaybetmeden konunun esasına girmek istiyoruz.

Türkiye’de ticarette ‘ödeme aracı’ olmanın yanında ikinci bir fonksiyon olarak ‘kredi aracı’olarak da kullanılmakta olan çek uygulamasında öteden beri yaşanan sorunların başında gelen sahte, çalıntı ve karşılıksız çıkma durumlarına köklü bir çözüm bulma noktasında geliştirilen çarelerin en sonuncusu olduğunu söyleyebiliriz kare kodlu çekin.

Özellikle Şubat 2012’de yapılan yasal değişiklik ile karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılmasıyla birlikte, çek gibi ticaretin akıcılığına katkı sağlayan son derece önemli bir aracın güvenliğinin ciddi manada zedelendiği görüldü.

Neden hapis cezası kaldırılmıştı peki?

Yetkililerin medyaya yansıyan konuya ilişkin demeçlerine göre, karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılmış olmasının sebebinin; hapis cezasının kaldırıldığı tarih itibariyle, karşılıksız çıkan çekler dolayısıyla dosyası Yargıtay’da onay bekleyen ve onaylanması durumunda cezaevine düşecek insan sayısı 230.000 kişi iken, Ülkedeki hapishanelerin toplam kapasitesinin sadece 170.000’den ibaret olması gibi sürdürülmesi imkansız bir durum olduğunu öğreniyoruz.

Hapis cezasının kaldırılmasıyla birlikte, çek gibi popüler bir ödeme ve kredili alışveriş aracının tamamen çöküp işe yaramaz hale gelmemesi için devreye sokulan Elektronik Raporlama Sistemi (ERS)’nin de birtakım nedenlerle beklenen işlevi görmediğinin anlaşılması üzerine 15 Haziran 2015 tarihi itibariyle çekte kare kod uygulamasına geçilmiştir.

ERS sistemi neydi ve neden işe yaramadı?

Bilindiği üzere; çekin ilk düzenlendiği tarihten üzerinde yazan ödeme gününe kadar geçen süre zarfında kaç kez el değiştirirse değiştirsin, tahsil tarihi itibariyle onu elinde bulundurup bankaya ibraz edecek kişi için önemli olan, aradaki cirantalar değil, çeki ilk keşide etmiş olanın bankadaki parasal varlığının çek bedelini karşılayıp karşılayamayacağıdır.

Aslında bu durumun sadece ‘nihai hamil’ konumundaki kişiler için değil, sattıkları mal/hizmet karşılığında müşterilerinden çek almak durumunda bulunan herkes için geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Zira bu noktada, herkesin, vade tarihi geldiğinde, keşidecinin ilgili banka hesabında, çekte yazılan meblağ kadarlık paranın mevcut olup olmayacağından (mümkünse) emin olmak, bunun için de, bu konuda bir şekilde bilgi sahibi olmak ister.

İşte bu gerekçeyle 17 Ocak 2013 tarihinden itibaren başlatılan, adına ERS denen sistemle, 2006 yılından beri Kredi Kayıt Bürosunda depolanmakta olan, kredi geçmişine ilişkin bilgilerin herkese açılarak ilgililere raporlanması suretiyle sözünü ettiğimiz nedenlerden kaynaklanan ihtiyacın karşılanabileceği umulmuştur.

Ancak, Çek Kanununun çek hamilini koruyan hükümlerine rağmen; Bankalar Kanununun, ERS Sisteminden alınması öngörülen söz konusu raporların alınabilmesinin keşidecinin onayına bağlanmış olmasının ortaya çıkardığı çelişkili durum, kurulmuş olan sistemin(ERS) güdük kalmasına neden olmuştur.

Sistemin işleyişi keşidecinin onayına bağlandığı ve keşideciler de bu onayı vermekte çok büyük ölçüde tereddütlü davrandıkları için; zaten bu yönde sorgulamalar yapmakta üşengeç davrandıkları gözlenen reel sektör temsilcilerinin, keşidecilerin geçmişteki ödeme performansları hakkında bilgi sahibi olunması için oluşturulmuş olan bu ERS Sistemini kullanma yönündeki heveslerini iyice azaltmıştır.

Kare kodlu çekin devreye sokulduğu dönemde, sistemin yetkililerce kamuoyuna tanıtılması bağlamında paylaşılmış olan istatistiklerin bu durumu teyit ettiğini görüyoruz.

Buna göre; bu yılın Nisan ayı boyunca Türkiye çapında düzenlenmiş olan 1,8 milyon çekten sadece 1.531 adedi için çek hamilleri tarafından ERS üzerinden çek raporu istenmiş, rapor istenen bu cüz’i rakamın da yalnızca 375 adedi için keşidecilerce onay verilmiş.

Bu tablo, çek keşide edenlerin düzenlemiş oldukları çeklerin elden ele dolaşarak en son ulaştıkları hamillerin ERS üzerinden yapmış oldukları, kendilerinin mali ödeme durum ve risklerini öğrenmeye yönelik bilgi taleplerini onaylamakta epeyce kıskanç davrandıklarını ortaya koymaktadır.

Kare kodlu çek her şeyi halledecek mi?

Başta hükümet yetkilileri olmak üzere yetkililerce, Türkiye’de ve dünyada ilk kez uygulanacak diye lanse edilen ve çekte yaşanagelen çalıntı ve sahte olma ya da karşılıksız çıkma sorunlarının yanı sıra, yukarıda ERS’yi anlatırken, bu sistemin tıkanmasına neden olduğunu söylediğimiz yapısal problemleri esaslı bir biçimde halledeceği belirtilen kare kodlu çek uygulaması bütün bu sorunları çözebilecek mi peki?

Çözecekse eğer, bu nasıl olacak?

Bu noktada öncelikle şunu söylemeliyiz. ERS’nin tıkanmasına neden olan, hamillerin yapmış oldukları sorgulamalardan ancak keşidecilerin onayıyla rapor alınabiliyor olması şeklindeki işleyişin, farklı bir biçimde bile olsa, kare kodlu çek olayında da geçerli olduğunu söylememiz gerekiyor.

Şu kadar ki ERS uygulamasında keşideci...


Kaynak ve Yazının Devamı ► http://www.hurses.com.tr/goster.php?id=4189&tur=3