SON YAZILAR

29 Aralık 2015 Salı

Kendinizi işe yaramaz mı hissediyorsunuz? En iyilerin arasına buyurun!

Unknown | 09:37 | | |


Değişim Yelpazesi // Dünya Gazetesi

Yaptığınız her işi en iyi şekilde yapın. En iyiye ulaşana kadar rahatsızlık duyun, kendinizi işe yaramaz hissedin. Unutmayın başarıya giden yol çetrefillidir.



Mükemmeliyetçilik bizi ileri mi taşır, yoksa yerinde mi saydırır? Mükemmeliyetçiliği hep daha iyisini yapmak olarak görürseniz sizi ileriye götürür, yok eğer aynı yerde takılıp kalıyorsanız ilerlemenizin önüne geçer. 

Detaylara önem vermek gerekli midir? Yoksa detaylarda kaybolup büyük resmi görmeniz mi zorlaşır? Kendi alanlarının duayenleri haline gelmiş başarılı insanlar mükemmeliyetçiliklerini nasıl taşıyorlar? Detayların üzerinde dururken nasıl oluyor da ana fikri kaçırmıyorlar? 

İşinizi yaparken detaylara ne kadar önem veriyorsunuz? Peki, ne kadar önem vermelisiniz?

İşte, hepimizin kafasının içinde böyle birbiriyle çelişen birçok soru var… Ne doğru, ne yanlış bilmiyoruz… Kafamız çelişkilerle dolu. 

Gelin pratik örnekler üzerinden neyin doğru, neyin yanlış olduğunu inceleyelim.

Barbara Streisand bir şarkısındaki bir tek sözü beğenmediğinde, o sözü çıkarır, yerine mükemmel uyum sağlayan, içine tam anlamıyla sinen sözü bulana kadar o şarkıya onay vermezmiş. Es kaza o sözü bulamazsa, o şarkıyı tereddüt etmeden rafa kaldırırmış. İşi beste ve güfte üzerine olan Streisand, gene işi kelimeler olan Madame Bovary’nin yazarı Gustave Flaubert’den pek de farklı değilmiş. Flaubert de, edebiyat dünyasında “le mot juste” (doğru kelime) peşinden gitmesiyle ün salmış. Meşhur yönetmen James Cameron Titanic’in çekimlerinde otoriter ve sinirli yapısı kadar, detaycılığı ve mükemmeliyetçiliğiyle de hatırlarda kalmıştır. Her şey tam istediği gibi olana kadar her bir sahne, kıyafet, obje üzerinden defalarca düzeltmeler yapmıştır. Nutella, Kinder ve Ferrero Rocher gibi çocukluğumuzun tatlı hatıraları diyebileceğimiz çikolataların yaratıcısı, en zengin çikolatacılardan Michele Ferrero babası Pietro’nun yolunu izlemiştir. Pietro’nun her yeni ürün için doğru çikolata tarifini bulma sürecini, kendini ve çevresini rahatsız ederek geçirmiştir. Gecenin bir yarısı tekrar tekrar yaptığı çikolata tariflerini karısını defalarca uyandırarak denetmiş, o tarif “doğru” olana kadar da gece gündüz çalışmıştır.

Kendi alanlarının piri bu insanların ortak özellikleri, en iyiye ulaşana kadar uğraşmak, yani, doğruyu bulana kadar rahatsız olmayı, uykusuz geceleri, sıkıntı çekmeyi rutin hayatlarının bir parçası haline getirerek yaşam felsefelerine dönüştürmüş olmalarıdır.

Kişisel Gelişim Kitaplarını Kapama Zamanı

Artık kişisel gelişim kitaplarında yazan polyannacılık masallarını bir kenara bırakıp, elimizi taşın altına koymanın zamanı. Başarı, kolay elde edilmiyor, uzun saatler, azim, sabır, fiziksel ve zihinsel yorgunluk başarının olmazsa olmazları. Rahat etmek değil, aksine rahatsız olmak, huzursuzlanmak ve zorlanmak başarının formülünde ağırlıklı şekilde yer alıyor. Rahatsızlık başarı için kamçı görevi görmeli.

Financial Times’in iş dünyasına en etkili şekilde ayna tutan köşe yazarlarından Lucy Kellaway...


Kaynak ve Yazının Devamı ► http://www.dunya.com/ozel-dosyalar/degisim-yelpazesi/kendinizi-ise-yaramaz-mi-hissediyorsunuz-en-iyilerin-285733h.htm