Zorla Tahsil Edilen Vergi: KDV
Yahya ARIKAN
Malın teslim edilmesi ya da hizmetin yapılmasından sonra fatura düzenleniyor. Faturada hesaplanan KDV’nin, normal şartlarda, mal veya hizmet bedeli ile birlikte tahsil edilmesi gerekir. Ancak ticari hayatta tahsilat her zaman peşin yapılamıyor. Uzun vadeler, ekonomik krizle birlikte ödeme sıkıntısı yaşayan alıcılar. Sonuç, tahsil edilemeyen mal ve hizmet bedeli ve tahsil edilemeyen KDV.
Ama tahsilatı yapılamayan faturanın KDV’si hesaplandı ve beyan edildi. Doğal olarak mükellefin artık KDV borcu var. Alıcıdan tahsil edemediği KDV borcu.
Vergi Dairesi’nin eli güçlü, bu vergi öyle ya da böyle tahsil edilecek. Cebri tahsil yöntemleri kullanılacak. Mükellefin banka hesaplarına ve diğer mal varlıklarına haciz konulacak.
Mükellef derdini anlatmaya çalışacak, mal ve hizmet bedelinin yanı sıra KDV’nin de alıcıdan tahsil edilemediğini anlatacak. Hatta vergi borcundan kurtulmak için KDV’nin takside bağlanmasını ve bu şekilde ödemeyi talep edecek.
Devlet finansı!
Ancak Vergi Dairesi hacizleri kaldırmadığı gibi, taksitlendirmeyi dahi kabul etmeyecek. Çünkü mevcut düzenlemelere göre KDV borcu tecil edilemez, yani taksitlendirilemez. Bunun mantığı şu: Çünkü normal şartlarda KDV’nin alıcıdan tahsil edilmiş olması gerekiyor. Dolayısıyla alıcıdan tahsil edilen KDV’nin devlete ödenmesi geciktirilemez. Yani devlet mükellefi bu anlamda finanse edemez.
Müşteriden tahsil edilmeyen KDV için mükelleflere tanınan tek hak, bu tutarın şüpheli alacak sayılıp gider yazılması. Bunun için de dava veya icraya başvurulmuş olması gerekiyor. Bu yöntemle tahsil edilmeyip devlete zorla ödenen KDV’nin kurumlar vergisi mükelleflerinde yüzde 20’si devlete ödenmemiş oluyor.
KDV oranını yüzde 18 kabul edersek...
Kaynak ve Yazının Devamı ► http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/344025/Zorla_tahsil_edilen_vergi__KDV.html
