Çalışmak güzel şey. Peki ya, fazla çalışmak? Her şeyin fazlası fazla. Hele de patronunuz her dakikasını işle geçiriyorsa...
Dünya Gazetesi
Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Uzun saatler çalışır, ofisten en son çıkan olurlar, her an e-postalarına bakarlar, hafta sonu akılları işte olduğu gibi, en az birkaç saat bilgisayarlarının başına geçmekten kendilerini alıkoyamazlar.
Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız?
Uzmanlar ne diyor?
Harvard Business Review’da yayınlanan Rebecca Knight imzalı makalede uzmanların görüşlerine yer veriliyor. Harvard İşletme profesörü Linda Hill’e göre, bazı durumlarda iş odaklı ve sonuç alınmasını her şeyin üzerinde tutan bir yönetici için çalışmak sizi motive edebilir. Ancak eğer bu üstün başarılı yönetici ofise saplantılı, iPhone’una yapışık yaşayan bir işkolikse, takımı için her şey tersine döner ve herkes için yürütülmesi zor bir çalışma şartları yaratılmış olur. Bir diğer deyişle, iş ve iş dışı yaşam arasında bir denge yoksa, patronunuz size yeterli desteği vermiyor, değer yaratacak işleri yapabileceğiniz nicelikte delege etmiyorsa, işlerin altında ezilme olasılığınız çok yüksektir.
Bu gibi durumlarda kalan çalışanların en büyük şikâyetleri sınırların kaybolması çevresinde dile getirilmekte. University of Pennsylvania Wharton profesörü Nancy Rothbard’a göre, bir işkoliğe raporlamanın en zor tarafı, işinizin yaşamınızın her yönüne nüfuz etmesi ve iş stresinin tüm zamanınıza yayılması. Patronunuz size mesai saatleri içinde bitiremeyeceğiniz ölçüde iş mi yüklüyor, yoksa sürekli yüz yüze toplantı mı talep ediyor, ya da her türlü iletişime 7 gün 24 saat anında geri dönmenizi mi talep ediyor? Bunlardan hangisi sizin durumunuz olursa olsun, kendinizi rahatsız, özel zamanınıza müdahale edilmiş, bir kapana sıkışmış kalmış hissetmeniz normal. Hemen harekete geçin.
İşte size işkolik bir patronla çalışırken huzur bulmak için HBR’dan pratik yöntemler:
Patronunuzun perspektifinden durumlara bakın
Katlanılmaz, saplantılı bir patron için çalıştığınız hükmüne varmadan önce, patronunuzun sandalyesine oturun ve onun açısından konulara bakmayı deneyin. Onun konumundan her şey nasıl gözüküyor? Ne gibi baskılara göğüs germesi gerekiyor? Onun projelerinin teslim tarihleri ne kadar gerçekçi? Organizasyon yapısı onun bazı kararları almasına engel mi oluyor? Patronunuzun öncelikleri neler? Onu motive eden, kamçılayan nedir? Bu sorulara cevap verdiğinizde patronunuzu daha objektif bir şekilde, duygusal değil, mantık çerçevesinde ele almış olacaksınız.
Gerçekten “problem” nedir?
Sizi çileden çıkaran nedir? Tam olarak adını koyun. Ne sizi deli ediyor? Ne kadar çok işinizin olduğu mu? Her şeyin acil olması mı? Patronunuzun gerçekçilikten uzak mükemmellik beklentisi mi? Sizi neyin en çok huzursuz ettiğini bulun. Daha sonra, kendinize dönün ve kendi çalışma tercihlerinizi ve prensiplerinizi belirleyin. Günün hangi saatinde daha verimlisiniz. Hangi sıklıklarda ara vermeyi tercih ediyorsunuz? Kısacası, sizi huzursuz eden hatta delirten problemi hafifl etmenin yollarını kendi kendinize bulmaya çalışın. Kendinize esnek olabileceğiniz alanlar yaratın. Sonra alternatif çözümlerle patronunuzun kapısını çalın. Böylece, sadece şikâyetlerle değil, çözümlerle patronunuza gitmiş ve daha verimli olmanın yolları üzerine kafa yorduğunuzu göstermiş olursunuz.
Patronunuzla konuşun
Şimdi sıra, spesifik problem ve kendi kendinize geliştirdiğiniz çözümü patronunuzla konuşmada. Konuyu açmak ve çözümlere odaklı bir konuşma yapmak çok önemli. Ancak, herkesin içindeki korku; patron tarafından yanlış anlaşılmak ve tembel, işine bağlı olmayan ve de üretmekten kaçan biri olarak algılanmak. Yapmanız gereken “kendinize” ve “kendi çalışma tercihlerinize” odaklanmak. Bu konuşmada amacınız, sınırlarınızı belirlemek ve başarı için uygun şartları oluşturmak olmalı.
Geç saatlerde e-posta cevaplamanız gerekiyorsa...
Patronunuz gece geç saatte e-postalar gönderiyor ve sizden hemen cevap yazmanızı bekliyorsa, yapmanız gereken konuşma şöyle olmalıdır: “Benim için geç saatlerde e-posta yazmak çok zor çünkü gece insanı değilim, sabahları zinde olabilmek ve sıkı çalışabilmek için erken yatmam gerekiyor. Bunun için bir çözüm bulsak… Gerçekten o an cevap verilmesi gereken acil bir durum varsa, telefonuma mesaj atabilir misiniz?” Bu şekilde, patronunuzun çalışma biçimine ayak uydurmaya çaba harcadığınızı kanıtlar, iş saatleri dışında size en etkili nasıl ulaşabileceğini gösterir, kendi sınırlarınızı koymak için bir adım atmış olursunuz.
İş yoğunluğu ana problemse…
İşlerin yoğunluğu sizi mesai dışı çalışmaya itiyorsa, önceliklerinizi belirleme zamanı gelmiş demektir. Haftada bir toplanıp nelerin öncelikli nelerin ikincil sırada olduğunu saptayın. Nelerin kritik olduğunu, hangi teslim tarihlerinin nelere bağlı olduğunu büyük resme bakarak görmek daha da önemli olacaktır. Bir yandan, siz günlük yaptığınız rutini anlatırken, diğer yandan nelere öncelik vermeniz gerektiğini netleştirirsiniz. Patronunuz ise...
Kaynak ve Yazının Devamı ► http://www.dunya.com/ozel-dosyalar/degisim-yelpazesi/iskolik-bir-patronla-nasil-calisilir-295697h.htm
