SON YAZILAR

4 Nisan 2016 Pazartesi

İkale sözleşmesine istinaden ödenen kıdem tazminatının vergilendirilmesi nasıl olacaktır?

Unknown | 09:05 | | | | | | | | |

Taner ÖZDEMİR 
Geçmişte de uygulanan lakin günümüzde çok sık uygulanan ve zaman zamanda yanlış uygulanan ikale yoluyla iş akdi feshi yasalarda geçen bir düzenleme değildir. Lakin sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi ile de mümkün olabilmektedir. Yani kısacası normal işten çıkma süreci dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi ikale olarak ifade edilmektedir. İkale bozma sözleşmesi anlamına gelmektedir. Yargı davalarında da ikale yoluyla çıkış kabul görmektedir.

        İş kanununda hangi hallerde kıdem tazminatının ödeneceği net bir şekilde belirtilmektedir. Bunlar;
  • İşveren tarafından İş kanununun 25’nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
  • İşçi tarafından 4857 sayılı kanunun 24’ncu maddesi uyarınca,
  • Muvazzaf askerlik sebebiyle,
  • Yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla,
  • Yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
  • Kadın işçinin evlendikten sonra bir yıl içinde kendi arzusu ile iş akdini sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle iş akdinin son bulması hallerinde işçilere kıdem tazminatı ödenmektedir. İkale sözleşmesi işverenin haklı gerekçesi bulunmadığı hallerde iş akdini güvenli bir şekilde feshetmek amacıyla kullanıldığı da söylenebilir. Genelde ikale sözleşmesine istinaden iş akdini sona erdirme talebi işverenden gelmektedir. İşverenin işçiyi işten çıkarmak için haklı bir gerekçesi olması halinde de ikale yoluna başvurmak usulen yanlış bir uygulama olacaktır. Bir Yargıtay kararında ise tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını da kararlaştırmaları mümkündür. İstanbul Vergi Dairesi başkanlığının 03.06.2008 tarih ve 12268 sayılı özelgesinde ödenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılması ve vergiden istisna edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
       “İş akdinin tarafların karşılıklı anlaşması ile sonlandırılması, işçiye yapılabilecek ödemeler konusunda da yine tarafların karşılıklı iradesi ile belirlenmesi sonucunu doğuran ikale anlaşması kapsamında işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesi, İş Kanunu’nda tanımlanan kıdem tazminatı niteliğinde bir ödeme değildir. Bu sebeple ikale sözleşmesi gereğince ödenen kıdem tazminatının, İş Kanunu hükümlerine göre ödenen kıdem tazminatını gelir vergisinden istisna kabul eden GVK’ nın 25/7. maddesi hükmünden yararlanması ve vergiden istisna edilmesi mümkün değildir. Bu ödemenin GVK’ nın 61. maddesi gereğince ücret olarak nitelendirilmesi ve tevkifata tabi tutulması gerekir.” (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 3.6.2008 tarih ve 12268 sayılı özelgesi)
         Buraya kadar ikale sözleşmesinin ana hatlarını belirttim. Şimdi ise bozma sözleşmesi ile ödenen kıdem tazminatının vergisel boyutuna değinelim. Bu sebepler dışında kıdem tazminatı kanunda düzenlenmemiştir.
         Lakin 15.12.2010 tarihinde Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının yazısında ise Gelir vergisi bu durum daha farklı olarak yorumlanmıştır.
        ‘işçi ve işveren karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle iş sözleşmesini sona erdirebilmekte ve bu sözleşme (bozma sözleşmesi) ile aynı zamanda işçiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb. hususlar dikkate alınarak çeşitli şekillerde hesaplanan ödemelerin yapılması kararlaştırabilmektedir.
          Bu açıklamalar çerçevesinde, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi kapsamında ödenen kıdem tazminatının, çalışanın geçmişte işverene verdiği hizmet karşılığı yıpranmasının bedeli olarak ödenen bir tazminat niteliğinde olduğu düşünüldüğünde, tarafların iş sözleşmesini karşılıklı olarak anlaşmak suretiyle sona erdirmesi dolayısıyla, çalışana genellikle o işyerindeki çalışma süresi de dikkate alınarak yapılan ödemenin, aynı mahiyette bir kıdem tazminatını içerdiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla, iş akdinin taraflarca karşılıklı olarak anlaşılmak suretiyle sona erdirilmesi dolayısıyla çalışana ödenmesi öngörülen tutarın; İş akdinin 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca fesh edilmesi halinde aynı çalışanın hak edeceği kıdem tazminatına tekabül eden kısmının Gelir Vergisi Kanununun 25 inci maddesinin 7 nci bendi uyarınca kıdem tazminatı olarak dikkate alınması ve bu çerçevede söz konusu tutarın gelir vergisinden istisna edilmesi, bu tutarı aşan kısmının ise hangi ad altında ödenmiş olursa olsun gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir
        Buna göre, iş akitleri ikale sözleşmesi ile sona erdirilen çalışanlarınıza bu sözleşme uyarınca yapılacak ödemenin 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre hesaplanacak kıdem tazminatına tekabül eden kısmının gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmakta olup, bunu aşan kısmın ise ücret olarak gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı tabiidir.”
         Görüleceği üzere iki farklı vergi dairesinden iki farklı özelge ile gelir vergisi istisnası farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Son özelgede ise ikale yani bozma sözleşmesi kapsamında işçiye ödenen kıdem tazminatından gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağı belirtilmiştir.
          Ayrıca uygulamalarda ikale sebebiyle işten çıkışlarda SGK çıkış kodlarında ikale şeklinde bir çıkış kodu bulunmamaktadır. Bu kapsamda yapılan çıkışlarda 22. Diğer nedenler olarak çıkış kodu kullanılmaktadır. Bu çıkış kodunun seçilmesi halinde de işçi işsizlik maaşından faydalanamamaktadır.